• fatma nur Özçelik

Çocuklara Sorumluluk Bilinci Kazanmak İçin Yapılabilecekler


"Sorumluluk Bilinci", ideal yetişkin tanımında yer alan becerilerin kaynağındaki değerlerden bir tanesidir. "Yaptığı işi sonuna kadar götüren ve yapmakta olduğu bir davranışın olası sonuçlarına katlanmayı göze alan çocuğa" sorumlu çocuk gözüyle bakabiliriz. Sorumluluk bilincini kazanmak, oldukça uzun bir süreç olmakla birlikte, özellikle küçük yaşlarda kazanılmaya başlanması gereken bir değerdir. Elbetteki çocuklar sorumluluk duygusuyla doğmazlar. Ancak sorumluluk sahibi olmayı öğrenme pek çok kişinin sandığından daha erken bir yaşta başlar. Bir bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren çevresinde sezinlediği olaylardan etkilenir. Anne-babanın özenli yaklaşımları, bebeğin ihtiyaçlarına karşı gösterdikleri duyarlılıkları, bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılamaları ile gelişmeye başlayan sorumluluk duygusu, ebeveynlerin çocuklarının yaşlarına uygun bazı görevleri vermesiyle de yerleşmeye başlar ve bir bilinç haline gelir.

Sorumluluğu bir değer olarak çocuklara nasıl kazandıracağımız konusuna geçmeden önce, sorumluluğun ne olduğunun iyi anlamamız gerekir.

Sorumluluk;

1) Kurallara uyma,

2) Tercihlerin ya da seçimlerin sonucuna katlanma,

3) Başka insanlara ve onların haklarına saygı gösterme, olarak ele alınabilir.

Ancak sorumluluk, başkalarının söylediği her şeyi yerine getirme olarak düşünülmemelidir. Anne-babasının, öğretmeninin ya da çevresindeki herhangi birinin söylediklerini yerine getiren bir çocuğa, sorumlu çocuk, gözüyle bakamayız. Bu şekilde davranan bir çocuk, gerektiğinde, öncelik vermesi gereken konuların ayrımını yapamaz. Örn: Ertesi gün okulla ilgili bir görevi yerine getirmesi gerekirken, akşam gezmeye giden bir çocuk okula karşı sorumluluğunun aksamasına sebep olurken; şeker hastası bir çocuğun arkadaşlarını kıramayıp, ikram edilen şekeri yemesi de, kendisine karşı sorumluluğunun gelişmediğine bir işarettir. Yukarıda belirtilen örneklerdeki davranışlar, kayıtsız bir uyum olarak değerlendirilebilir. Ancak, bizim istediğimiz davranış modeli bu değildir.

Günümüz anne babaları olarak sizler, çocuklarınızı daha iyi yetiştirebilmek için elinizden gelen herşeyi yapıyor, onları değişik kurslara (bilgisayar, piyano, basketbol, tiyatro vb.) gönderiyor, çocuklarınızın alacağı eğitim kalitesini arttırmak için çaba harcıyorsunuz. Ancak bunlar çocukların birey olarak sahip olmaları gereken nitelikleri kazanmaları için yeterli değildir. Çocukların birey olarak kendi sorumluluklarını üstlenmelerinde, başkalarının haklarına saygı göstermelerinde, sosyal becerilerini geliştirmelerinde, davranışlarını kontrol edebilmelerinde siz anne babalara büyük görev düşmektedir. Çünkü aile ortamında sınırların belirlenmesi ve çocuklara kendi davranışlarının sorumluluğunun verilmesi çok önemlidir. Sınırları belirlemek, yanlış davranışları önlemek ve kendi kurallarını net ve anlaşılır şekilde öğretmek için ihtiyacınız olan bir yöntemler bütünüdür ve bu bir süreçtir.

İlk aşamada çocuğunuzun geliştirmesini istediğiniz davranışı belirleyecek ve bunu ona net bir mesaj ile ileteceksiniz. Bunu bir örnekle açıklayalım. Çocuğunuz okuldan her döndüğünde çantasını, ceketini ve ayakkabılarını kapının önünde yerlere atıp, mutfağa ya da tabletin, televizyonun karşısına koşuyor. Bu dağınıklıktan çok sıkılıyorsunuz. Genellikle ona defalarca anlattığınız halde, “Birazdan yaparım” diyerek sizi oyalıyor ve en sonunda da akşama kadar bütün eşyaları hala kapının önünde duruyor. Sonunda siz topluyorsunuz. Bu ebeveyn olarak yapılmaması gereken bir davranıştır. Çocuğunuzun yanlış bir davranışını düzeltmek için atacağınız ilk adım net ve anlaşılır bir şekilde ne beklediğinizi ona iletmektir. Başka bir deyişle, “Her gün okuldan döndükten sonra, paltonu dolaba asmanı, ayakkabılarını rafa kaldırmanı ve çantanı da odana götürmeni istiyorum” şeklinde açıklamanız gerekiyor. Bu mesajınız “Eşyalarını topla, Kapının önündekiler de ne?” ya da “Daha düzenli olman gerekiyor” şeklinde dolaylı ya da imalı ifadeler olmamalıdır.

İkinci adım daha önceleri kullandığınız yanlış iletişim şekillerini bir kenara bırakmaktır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanları; bağırma azarlama, ikna etmeye çalışma, yalvarma, tehdit etme, vaaz çekmedir. Bütün bu etkisiz yöntemlerle zamanınızın ve enerjinizin ne kadar büyük bir kısmını harcadığınızın belki de farkındasınızdır.

Kazandırmak istediğimiz temel kuralları “aile toplantıları” yaparak çocuklar tarafından kabul edilmesini sağlayabiliriz.

Üçüncü aşama mesajınızı davranışlarınızla desteklemenizdir. Mesajınızı ilettikten sonra bunu yapmadığı takdirde sonucunun ne olacağını açıklamanız gerekir. Bunu ona bildirdikten sonra, mutlaka takip etmelisiniz. Yani söylediğiniz sözün arkasında durmalısınız. Bu durum çocuğunuzun direnmesine ve olumsuz tepkisine neden olabilir ancak siz kararlılığınızı sürdürmeli, öfkelenmeden sorumluluğu ona bırakmalısınız. Ancak bu yöntemden sonuç almak için öncelikle buna inanmak, daha sonra da kararlı, tutarlı ve sakin olmak gerekir.

Çocuklarımızın iki buçuk yaşından başlayarak döke saça çorbasını kendi başına içmesine fırsat vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, yaşına göre sofra hazırlığı, araba temizliği, çiçek sulama, odasının, masasının tozunu alma, ayakkabılarını boyama gibi konularda onun yardımını beklemek gerekir. Bu tutum sorumluluk konusunda çocuklarımıza destekleyici ortamlar hazırlar. Böyle ortamlar çocuklarımızın kendine olan güvenini de arttıracaktır. Tam tersine korumacı yaklaşım, çocuklarımızın yapabileceklerini onların yerine yapmak, bağımsız bireyler olmalarını engeller.


Sorumluluk duygusunun kazandırılmasına yönelik neler yapabilirsiniz?

1) Çocuğunuza yaşına uygun sorumluluk verin, aşırı yük yüklemeyin.

2) Çocukların seçim yapmalarına izin verin.

3) Çocuğunuzun gösterdiği çabaya saygı duyun.

4) Değerlendirme yerine gördüğünüzü anlatın.

5) Haklı başarılarından dolayı çocuğunuzu takdir edin ancak aşırıya kaçmayın, çocuklar hak etmediklerini çabuk hissederler.

6) Onun adına düşünmek yerine kendi başına düşünmesini sağlayın. Sorunu çözmek yerine kendi sorununu çözmesine fırsat vermeniz çocuğunuzun sorumluluk duygusunu geliştirir.

7) Başkalarına çocuğunuzun başarılarından bahsederken çocuğunuzun da kulak misafiri olmasını sağlayın.

8) Çocuğunuzun sorumlu bir birey olarak yetişmesini istiyorsanız ona model olun. Sizi taklit ederek birçok davranışı edindiğini unutmayın.

9) Çocuğunuza olumsuz etiketlendirmelerden kaçının. “Yaramaz, tembel, sorumsuz gibi.”

10) Mükemmellik beklemeyin, onların çocuk olduğunu hiçbir zaman unutmayın.

11) Yapmadıkları yerine yaptıklarını vurgulayın, dağınıklık karşısında söylenip kızmayın.





2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri