• fatma nur Özçelik

Aileniz ve Çocuklarınızla İlişkinizi "Şiddetsiz İletişim" Yöntemiyle Güçlendirin


Şiddetsiz İletişim; 1950 yıllarında Amerika’ da yaşayan hümanist psikolog Marshall B. Rosenberg tarafından ortaya çıkmış iletişim dilidir.

Şiddetsiz iletişim; iki bireyin karşılıklı olarak anlayışlı şekilde birbirlerini dinleyerek sağlıklı bir iletişim kurmalarını kapsar. Dürüstlüğü ve empatiyi içerir. Kişi, kendi ihtiyaçlarını gözetirken karşısındaki kişinin de ihtiyaçlarını gözetebileceğini, sorunların veya anlık olan olumsuz olayların üstesinden birlikte dinleme, anlama yoluyla uzlaşarak gelinebileceğini savunur. Aynı zamanda bu iletişim dili öğrenildiğinde kişiler arasında ayrımcılık, haklı haksız, iyi kötü veya doğru yanlış ayrımı yapmaz. Ayrımcılığın ötesinde şefkatli bir yaklaşımla, insanların her anlamda eşit ve objektif olarak ele alındığı yönüyle ilgilenir. Ayrıca kişilere etki tepki arasındaki o ince çizgiyi fark ettirip kontrollü iletişim kurmalarını sağlar. Yani kişilere farkındalık kazandırır. Çünkü olay esnasında birey ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini kontrol edemeyebilir. Şiddetsiz iletişim olay öncesi, ortası veya sonrasında kişinin kendini durdurabilmesini, kontrol edebilmesini ve ona göre sağlıklı iletişim kurmasını sağlar. Yani bi nevi bireyi uyandırır, bireye ‘ben ne yapıyorum?’ algısı aşılar.

Şiddetsiz iletişim kalpten iletişimi anlattığı için kalbi en büyük canlılardan biri olan zürafa sembol olarak alınmış, yargısal, eleştirel, korumacı konuşmalarımıza da çakal konuşmaları denilmiştir. Yani bu iletişim dili yargısal olan çakal dilinden, empatik olan zürafa diline yönlendirir.

Çakal: Tahlil eder, yargılar, eleştirir, cezalandırır, tehdit eder, yorumlar. İltifat eder, ölçü koyar. Diğerinin ne olduğunu en iyi o bilir. Her zaman kendini haklı görür, haklı çıkarmak ister ve sonunda bir suçlu arar. Genel olarak bu durumlarda karşı taraf kendini kötü hisseder, savunmaya geçer, isteksizlik duyar, kaçar, suçluluk duyar. Bu tür çakallıklar yabancılaşmanın, şiddetin kaynağıdır. Önemli olan çakalın niyetinin ve arkadaşındaki karşılanmamış ihtiyacının da farkında olmaktır.

Örnek: Yargı: “şuna şöyle dikkat etseydin”, “bunu böyle yapman lazımdı…. oldu mu şimdi”. “sen akıllısın”, “tembelsin”, tembelim”, “iyi dinlemiyorum”. “Bunu iyi yaptın aferin.” Yargı aynı zamanda etiketlemedir ve etiketlediklerimizi dondururuz. Sanki hep öyle kalacaklarmış gibi ve bu da şiddeti doğurur.

Zürafa: Gönül kulağı ile dinler, gönül gözü ile görür, gönül dili ile konuşur. Kendinin farkındadır; yani duygularının ve arkasında yatan ihtiyaçlarına dikkat ve özen gösterir. Herkesin ihtiyacını gözetir.

Şiddetsiz iletişim nasıl işler?

Şiddetsiz İletişim barışcıl yollardan şiddetin, acının ve çatışmaların köklerini kavramamızı kolaylaştıran etkin bir yöntemdir.

Yaptıklarımızın veya söylediklerimizin arkasındaki ihtiyaçlarımızı açığa çıkararak düşmanlıkları azaltır, yaraları iyileştirir ve kişisel ve profesyonel ilişkilerimizi güçlendirmemize yardım eder.

Şiddetsiz iletişim çift yönlüdür:

1- İçtenlikle, eleştirmeden ve suçlamadan, kendimizi dört adımda tam anlamı ile ifade etmek. 2- Karşımızdakini –düşmanca ifadeler kullansa bile- eleştiri ve suçlama duymadan, bunların arkasında yatan duygu ve ihtiyaçları dört adımda empatik (gönül kulağı ile) dinlemek.

Şiddetsiz iletişimin 4 temel bileşeni vardır:

  • Gözlem: Kendi yargılarımızdan bağımsız bir şekilde karşımızdaki ve durumu gözlemleyebilmek.

  • Duygu: Kendimizi ve duygularımızı tanımak, o anki duygularımızı anlayabilmek.

  • İhtiyaç: Neye ihtiyacımız olduğunu dile getirebilmek.

  • Rica: Açık ve olumlu bir dil aracılığı ile iletişim kurduğumuz kişiden ricalarda bulunmak.

Şiddetsiz İletişim Basamakları 1- Gözlem / Durum / Sebebiyet veren / Başlatan

(şunu, bunu) ………………………………………………………………. Dediğin de, ………………………………………………………………..yaptığın da, ………………………………………………………………… şöyle , böyle olduğunda, Önemli: Gözlemlediğimizle, buna getirdiğimiz kişisel yorumu veya yargıyı birbirinden ayırabilmektir. 2- Duygular Kendimi…………………………………………………………………….(şöyle, böyle) hissediyorum, Önemli: Duygularımızla düşüncelerimizin ayrımında ve farkında olmamız söylediğimizin duyulma şansını arttırır. 3- İhtiyaçlar Çünkü ………………………………………………………………………………. (şuna, buna) ihtiyacım var. Önemli: İhtiyaçlarımızla onları tatmin etmek için arzu ettiğimiz, seçtiğimiz stratejileri birbirinden ayırmaktır. 4- Rica Onun için lütfen / rica etsem söyler misin; ………………………………………………………..yu, …………………………………………………………yi yapmaya hazır mısın? Önemli: Ricanın karşımızdaki kişinin zorunlu bir talep algılamayacağı bir dilde, olumlu ifade edilmesidir.

Örnek 1.

Gözlem: “Beni hiç aramıyorsun” yerine

“Beni en son iki yıl önce aradın.”

Duygu: Gözleminizden dolayı sizde tetiklenen duyguları suçlama getirmeden söylemek.

“Ne hissediyorum ? “/ “Üzgün hissetmek” gibi

İhtiyaçlar: Duyguların kaynağı olan karşılanan veya karşılanamayan ihtiyaçlarımızı dile getirmek.

“İlişki” kurmak bir ihtiyaçtır. İlişki kurulamadığında hissedilen Duygu “yalnızlık” gibi.

İstek / Rica: İhtiyacımızı karşılamak için eyleme çağıran açık bir rica formüle etmek. Giderilemeyen ihtiyacı karşı tarafa uygun dille anlatmak.

“Hayatımızın tekrar harika olması için ne istiyorsun ?” gibi.


Örnek 2: Sen benimle konuşmadığında (Gözlem)

Çok üzülüyorum. ( Duygu)

(Ne yapılabilir)

Seninle birlikte bir şeyler konuşmaya ihtiyacım var. (ihtiyacım)

Birlikte bir şeyler planlayalım mı?( istek)


*Daha ayrıntılı bilgi ve okuma için “Şiddetsiz İletişim” Dr. Marshall Rosenberg ((1934-2015)

3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör